GDO, Sağlıklı Gıda, Ekolojik Yaşam, Permakültür, Sürdürülebilir Yaşam, Sağlık, Organik, Doğa, Çevre, Su konularında rehberiniz.
13.01.2011
Cilt ve Makyaj Temizliğinde Kullanılabilecek Doğal Kozmetikler
Su şeklinde temizleyiciler
Temizleyici ve antiseptik etkili bitkilerin infüzyon (demleme yöntemi) veya distilasyon (damıtma yani buhar haline getirerek soğutma yöntemi) yoluyla elde edilmiş suları (gül suyu, lavanta suyu, biberiye suyu, nane suyu..) kullanılabilir. İçine gliserin, makyaj malzemesini çözecek hafif bir yağ (susam yağı gibi), ferahlatıcı ve çözücü özelliği dolayısıyla alkol veya elma sirkesi, hoş kokulu ve antiseptik etkili aromatik yağlar ilave edilebilir.
12.01.2011
Muhlama

Malzemeler: 1 Su bardağı mısır unu, 1 paket tereyağı, 150 gr. Trabzon muhlama peyniri, 1 su bardağı sıcak su.
Yapılışı: Tereyağını tavada eritin, mısır ununu dökerek kavurun. Un pembeleşmeye başladığında sıcak suyu ilave ederek karıştırın. Karışım biraz katılaşmaya başladığında küçük parçalara ayırdığınız peyniri ilave ederek peynir eriyip diğer malzemeyle kaynaşana kadar karıştırın.
Not: Peynir tuzlu olduğu için muhlamaya tuz koymanıza gerek yoktur. Muhlama peyniri bulamamanız durumunda 1,5 su bardağı rendelenmiş kaşar, 1,5 su bardağı rendelenmiş dil peynirini karıştırarak kullanabilirsiniz.
11.01.2011
Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi: Peynir

Kahvaltıların geleneksel gıdası peynir, dünyada Fransa, Hollanda, İtalya, İsviçre gibi ülkelerin ürettiği çeşitlerle tanınır. Oysa Türk mutfağı peynir çeşitleri açısından sayılan ülkeler kadar zengindir.
Peynir Türk mutfağında önemli yer tutan gıdalardan biridir. Hem besleyiciliği hem de lezzet çeşitliliği açısından özel bir gıda olan peynirin tarihi de neredeyse insanlık tarihi kadar eski. Sığır, koyun, keçi yetiştirilen ve sütçülük açısından zengin olan hemen her ülkede peynir yapılır. Peynirin Mezopotamya’da Sümerliler tarafından ve Hindistan’da İndus vadisinde çobanlar tarafından bulunduğu tahmin ediliyor. Antik çağlarda değişik bölgelerde değişik tekniklerle peynir yapıldığı biliniyor.
Ortaçağ Avrupa’sında peynirden ilaç olarak yararlanıldığı biliniyor. Peynir, ateş düşürücü olarak kullanıldığı gibi şarap içinde eritildikten sonra tüberküloz ve kadın hastalıklarına karşı bir ilaç olarak içilirdi.
6.01.2011
Güçlü bir hafızaya sahip olmak için neler yapılmalı?

Hafızaya öğrenebilmeyi ve hatırlayabilmeyi kapsayan bir süreç olarak bakılabilir. İnsanlık son yüzyıl içerisinde özellikle de teknoloji alanında pek çok gelişmeye tanık oldu. Ve artık insanların bu günlerde öğrenmek ve hatırlamak zorunda oldukları daha fazla numara ve tarih var. Buna rağmen eskiden daha fazla şey hafızada tutulurken şimdi neredeyse hiçbir şey hatırda tutulmuyor. Çünkü hatırlanması gereken şeyler için teknoloji var.
İyi bir hafızaya sahip olmak için yapılan araştırmaların, MÖ 477’de Keos’lu ozan Simonides’in görsel ya da resimsel imgelerin belleğin işleyişini kolaylaştırdığını belirttiği "bellek sanatı" adlı tekniği buluşuna kadar uzandığı biliniyor. Günümüzde yapılan araştırmalarsa beynimizdeki enformasyonu geniş bir teknolojik araçlar ağına teslim ettiğimizi gösteriyor. Artık yaşadığımız deneyimleri kaydetmek için fotoğraflarımız ve video görüntülerimiz, tarihleri tutmak için takvimlerimiz, ortak bilgimizi saklamak için kitaplarımız ve internetimiz, not almamız için arkası yapışkanlı kâğıtlarımız var.
5.01.2011
Mutfak Bilinci
Alexandra Zissu sürdürülebilir bir dünya için mutfak alışkanlıklarımızı nasıl değiştirmemiz gerektiği ile ilgili Conscious Kitchen Challenge makalesini yazmış. Rehber niteliğindeki makalelerinden bir bölüm;
31.12.2010
Selülitten korunmanın doğal yöntemleri
Selülit, şişman-zayıf, genç-yaşlı tüm kadınların ortak sorunu. Bilinçli beslenme, egzersiz, ve masajla selülitlerle başa çıkmak mümkün.
30.12.2010
Çörek Otu ve Yağı Nasıl Kullanılır?
Gıda desteği olarak çörekotu yağı Tedavi amacıyla kullanılacak çörekotu yağının mutlaka soğuk presleme yöntemiyle elde edilmesi gerekmektedir. Değerli doymamış yağ asitlerinin zarar görmemesi için, çörekotu yağı ısıtılmamalıdır. Koyu kahve rengindeki yağ, koyu renkli şişelerde, karanlık ve serin yerlerde muhafaza edilmeli, taze ve bozulmamış olmalıdır.
Uçucu yağların uzun süre ağız yolundan kullanılması karaciğeri yorduğu için, çörekotu yağı da kür şeklinde 8, en fazla 12 hafta süreyle, yemeklerle beraber ve bol su içerek aşağıda belirtilen dozlarda alınmalıdır: Soğuk presleme ile elde edilen çörekotu yağının herbiri 400 mg içeren kapsüllerinden
Alerji'nin Doğal İlacı "Çörekotu"
Çörekotunun faydaları, bileşiminde bulunan değişik maddelerin etkisiyle açıklanmaktadır. Almanya’da,600 hastada çörekotu yağı etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, toz allerjisi, akne, nörodermatit, astım ve genel immun sistem zayıflığı gibi allerjik hastalıkların % 70’ inde iyileşme sağlandığı görülmüştür.
Çörekotu (Nigella sativa) çok eskiden beri bilinen bir kültür bitkisidir. Ülkemizde ekmeklerde, çöreklerde ve bazı peynir çeşitlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çörekotu ve çörekotu yağı eski Mısırlılar tarafından da çok iyi bilinmekte, tedavi ve kozmetik amaçlı veya baharat ve yemeklik yağ olarak yaygın biçimde kullanılmaktaydı. Firavunların özel hekimleri daima bir kase çörekotunu hazır bulundurur, ölçüsüz yemek ziyafetlerinden sonra hazmı kolaylaştırmak amacıyla veya soğuk algınlığı, baş, diş ağrıları ve iltihaplarda ilaç olarak faydalanırlardı. Arkeologlar, Tutankhamun’un mezarında değerli eşya yanında bir şişe çörekotu yağı bulmuşlardır. Eski Mısırlıların bronz renkli güzel tenlerini çörekotu yağına borçlu oldukları, güzellikleriyle ünlü kraliçe Nefertite ve Kleopatra’nın da tenlerini güzelleştirmek ve bronzlaşmak için çörekotu yağı kullandıkları bilinmektedir. Hippokrates ve Dioscorides eserlerinde çörekotundan ‘melanthion’ adıyla sözetmişlerdir. Hz. Muhammed’in, “çörekotuna kıymet verin, zira o ölümden başka her derde şifadır” dediği rivayet edilmiştir. Çörekotu ortaçağ başlarında Avrupa ülkelerinde de önem kazanmıştır. Alman krallarından Büyük Karl ve Ludwig der Fromme 9. yüzyılda ülkelerinde çörekotu tarımı yapılmasını sağlamışlardır. İbn Sina, eserlerinde çörekotunun çok yönlü etkilerini açıklamıştır. Çörekotu, 18. yüzyıla kadar kuduz ve yılan ısırmaları ile tümörlerin tedavisinde, antiinfl amatuvar (iltihap giderici) ve süt arttırıcı olarak çok amaçlı kullanılmıştır. Anadolu’da eskiden beri, özellikle sık hastalanan, zayıf vedirenci düşük kişilere çörekotu yedirilmektedir.
28.12.2010
İstanbul'daki organik pazarlar

Halkın sağlıklı ve doğal özelliklerini yitirmemiş gıda talebi Organik-Ekolojik pazarlara olan ilgiyi artırdı. Son zamanlarda İstanbul başta olmak üzere pek çok farklı yerde sertifikalı organik ürünlerin satıldığı pazarlar açılıyor.
Organik-Ekolojik pazarların en eskisi Buğday Derneği tarafından organize edilen “Şişli %100 Ekolojik Pazar”. Son açılan organik pazarsa Zeytinburnu Belediyesi, Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği ve Ekolojik Üreticiler Derneği tarafından Topkapı Merkezefendi Camii yanında 30 Ekim 2010 tarihinde açılan Zeytinburnu Organik Halk Pazarı oldu.
İstanbul’un farklı semtlerinde kurulan organik pazarların listesi aşağıda yer alıyor:
Organik ürünler neden pahalı?
Organik tarım nedir?

Doğayla uyum içerisinde, doğanın bir parçası olarak yaşamak yerine ona egemen olmaya çalışan, doğal kaynakları sanki hiç tükenmeyecekmiş gibi har vurup harman savuran, doğaya sanki düşmanmış gibi davranan bir sistem içerisinde yaşıyoruz. Dünyanın her yerinde karşımıza çıkan çevre kirliliği, küresel ısınma, nesli tükenen canlılar ve giderek azalan doğal kaynaklar doğal dengenin iyice bozulmuş olduğuna işaret ediyor. Doğanın bir parçası olduğunu ve onunla karşılıklı etkileşim içerisinde olduğunu unutan insanlık, şimdi bu unutkanlığın bedelini bozulan bedensel ve ruhsal sağlığıyla ödüyor. OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) verilerine göre küresel ısınmanın %20’si ve kuş türlerindeki azalmanın %50’si endüstriyel tarımda kullanılan kimyasallardan kaynaklanıyor.
Pekiyi, gelecek kuşaklara daha sağlıklı, daha insanca bir dünya bırakmak için ne yapmalıyız? İnsan doğasına daha uygun, doğal dengeyi hiçe saymayan bir tarımsal üretim modelini hayata geçirmek mümkün mü? Bütün bu soruların yanıtı organik tarımda.
"Ekolojik", "biyolojik" gibi adlarla da anılan organik tarım; kısaca doğal kaynakların bozulmadan, sürdürülebilir biçimde kullanılmasını sağlamak, daha sağlıklı bir çevrede daha sağlıklı gıdalar üretmek amacıyla uygulanan tarım şekli. Organik tarım, kullandığı doğayla uyumlu teknikler ve doğada çözünebilen, zehirli etkiler yapmayan gübre, ilaç vb. maddeler sayesinde kırsal alanda bulunan toprak, su, orman ve mera gibi doğal kaynaklar ve bunların üzerinde yaşayan canlıların varlığını sürdürebilmesini mümkün kılıyor. Ayrıca, topraktaki biyolojik hareketi, dönüşümü ve çeşitliliği koruyan bir tarımsal model kullandığı için çevrenin sağlığını da korumuş ve zenginleştirmiş oluyor.
22.12.2010
Küresel ısınmaya karşı neler yapılabilir?
Karşı karşıya bulunduğumuz tehlikenin büyüklüğüne rağmen alınan önlemler ne yazık ki son derece yetersiz ve yavaş. Özellikle fosil yakıt kullanımını sınırlamak için, sanayi, ulaşım gibi alanlarda hükümetler nezdinde ciddi önlemler almak, üretim modellerini yeniden gözden geçirmek gerekiyor.
Toprak kalitesinin artması ve yeşil alanların ve ormanların artması gibi olayların atmosferdeki karbonun tutulmasına yol açacağı biliniyor. Tarımsal faaliyetlerin toprak kalitesini gözeterek, doğayla barışık bir biçimde yapılması, verimliliğini kaybetmiş toprakların rehabilitasyonu, ağaçlandırma, ormanlık alanların korunması ve çoğaltılması gibi çalışmalar, hem ekosistemin kalitesini artırmada hem de karbon tutulumu sağlayarak küresel ısınma ve kuraklıkla mücadele etmede önemli katkılar sağlayabilir.
17.12.2010
Aşure
16.12.2010
Küresel ısınma
Birer birer kurumakta olan sulak alanlar, bir türlü kış uykusuna yatamayan ayılar... Bu tür haberler son zamanlarda sık sık karşımıza çıkıyor. 15-20 yıldır yaşamakta olduğumuz küresel ısınmanın sonuçlarını görüyoruz.
"Küresel ısınma" sözü yalnızca mevsimlerin daha sıcak geçmesi anlamına gelmiyor. İklim değişikliğinden kaynaklanan dengesizlikler yaşamımızı altüst edecek sonuçlara yol açabiliyor. İklim dengesizliklerinin yarattığı zincirleme etkiler nedeniyle seller, kuraklık hatta bazı durumlarda kışların sert geçmesi gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Dünyanın birçok bölgesinde iklim değişikliğinden kaynaklanan felaketler yaşanmaya başladı bile.
Türkiye küresel ısınmadan en fazla etkilenecek ülkelerden biri. İklim değişikliğinin ülkemizde kuraklaşmaya yol açacağı, tarımsal alanda ciddi sorunlara neden olacağı tahmin ediliyor.
15.12.2010
Zerdeçal
Hint safranı adıyla da tanınan zerdeçal, bilinen en güçlü antioksidanlardan biridir. Güney Asya kökenli bir bitki olan zerdeçal, Batı ülkelerinde baharat olarak kullanılmasına rağmen Asya ülkelerinde uzun yıllardan bu yana doğal ilaç olarak kullanılır. Yemeklerde kullanılan köri baharatının temel bileşenlerinden biri olan zerdeçalın etken maddesi "kurkumin"dir.
7.12.2010
Geri Dönüştürülebilir madde getir. Bedava Paten Kay...
“Doğaya Destek Sizden, Buz Pateni Biletiniz Bizden” sloganı ile başlatılan Geri Dönüşüm Projesi’nde ikinci adım Özgürlük Parkı'na kurulan buz pistiyle atıldı. 4 ay boyunca açık kalacak buz pistinde kayak keyfi yaşamak isteyen Zeytinburnuluların yapacağı tek şey geri dönüşebilir bir madde getirmek…
Projenin organizasyonu Zeytinburnu Belediyesi tarafından yapılıyor.
Proje ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
2.12.2010
Hamsi Kuşu
Malzemeler (6 Kişilik):
1 Kilo hamsi, 2 tatlı kaşığı tuz, 1/4 demet maydanoz, 2 orta boy soğan, 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı çamfıstığı, 1 tatlı kaşığı kuş üzümü, yarım su bardağı pirinç, 1 su bardağı sıcak su, yarım çay kaşığı karabiber, yarım su bardağı mısır unu, 2 adet yumurta, 6 yemek kaşığı ayçiçek yağı (kızarırken)
Hazırlanışı:
Balıkları temizleyin, kuyruklarını koparmadan kılçığını çıkarın, yıkayın, 1 tatlı kaşığı tuz ekleyerek karıştırın, süzgeçte 15 dakika bekletin.
1.12.2010
Karadeniz mutfağı
Çevreci Arama Motoru Olur Mu?
Deutsche Welle Türkçe 'nin haberine göre Alman bilişimci Kroll, "çevreci" arama motoru geliştirdi. Haber detayları şöyle;
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









