
Zayıf olmayı güzel olmaya denk sayan anlayış, genç kızları bedenine karşı acımasız davranışlar sergilemeye yönlendirebiliyor. Moda ve kozmetik endüstrisi tarafından pompalanan çarpık güzellik anlayışı, normal kilodaki gençlerin dahi kendini şişman hissetmesine, birkaç kiloluk bir fazlalığın insanların kendisine olan saygısını altüst etmesine yol açıyor.
Psikiyatristlerin "yeme bozuklukları" olarak adlandırdıkları anoreksia, bulimia ve aşırı yeme takıntısı, sıklıkla ergenlik ve ilk gençlik dönemlerinde ortaya çıkıyor. Gençlerin bedensel görünüşlerinden hoşnutsuzluk duydukları ve değiştirmek için aşırı davranışlar sergiledikleri bu rahatsızlıklara özellikle genç kızlarda daha sık rastlanıyor.
Yeme bozukluklarına medya ve iletişimin güçlü ve yaygın olduğu modern toplumlarda daha sık rastlanıyor. Uzmanlar bunun nedenini, dış görünüşün ve ideal vücut şeklinin öneminin abartılılı bir şekilde sunulduğu medya organlarının ve moda, kozmetik gibi alanlardaki reklamların etkisine bağlıyor.